<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553</id><updated>2011-04-21T19:45:44.811-07:00</updated><category term='Turizm'/><category term='Tarım'/><category term='Teknoloji'/><category term='Yaşam'/><category term='Sağlık'/><category term='Bilgisayar'/><category term='Coğrafya'/><category term='Hayvanlar Alemi'/><category term='Animasyon'/><title type='text'>cevdet</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>10</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-2528923076627669761</id><published>2007-07-21T07:24:00.001-07:00</published><updated>2007-07-21T07:24:55.251-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Zayıflamanın 12 basit kuralı</title><content type='html'>Spor salonuna veya diyetisyene gitmeden kilo veremeyeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!&lt;br /&gt;    Hayatınızda önemli değişiklikler yaparak, paradan tasarruf ederken emniyetli ve kalıcı bir biçimde kilo verebilirsiniz..&lt;br /&gt;.1. Eliniz abur cubura değil, suya uzansın. İştahınızı yatıştırmanın eldeki en ucuz, en emniyetli yolu bu...&lt;br /&gt;2. Dolapları boş tutun. Hem paradan hem de sizi caydıracak şeylerden tasarruf edersiniz. Etrafınızdaki yiyecek çeşitlerini azaltmanız sizi gereksiz yere atıştırmaktan alıkoyacak.&lt;br /&gt;3. İlham verici bir şeyler yapın. Kilo verdiğinizde giymekten büyük keyif alacağınız bir elbiseyi buzdolabınızın kapağına yapıştırarak kendinizi teşvik edebilirsiniz. Göbeğinize ‘piercing’ yaptırmak da zayıflama azminizi artıracak bir fikir olabilir.&lt;br /&gt;4. Baharatları dilediğiniz gibi kullanın. Araştırmalara göre, zencefil, kırmızıbiber, pul biber gibi baharatlar ve bunlarla yapılan soslar vücudunuzun yağ yakma kabiliyetini %25 oranında artırabilir.&lt;br /&gt;5. Kilo vermek için uyuyun. Uykunuzu yeteri kadar almanız, daha fazla enerji elde etmek için yemek yemenizi engeller. Yapılan son bir araştırmaya göre, yeterince uyuyan bir kadının metabolizması yüzde 40 oranında artıyor.&lt;br /&gt;6. Gece mutfak seferlerine bir son verin. Araştırmacılar karanlık odaların ve gecenin karanlığının bizi daha fazla yemeye sevk ettiğini belirtiyorlar. Yataya bir saat erken girmeyi deneyin. Evinizde daha neşeli, parlak ışıklara yer verin, hem daha mutlu olacak hem de daha az atıştıracaksınız.&lt;br /&gt;7. Kahvaltıyı kesinlikle sektirmeyin. Gün için gereken enerji yakıtınızı almanızı ve öğle yemeğinde kendinizi daha az aç hissetmenizi sağlar.&lt;br /&gt;8. Doğru bir biçimde atıştırın. Sert bir şeker 20 kalori civarındadır, tüketme süresi 20 dakikaya kadar çıkabilir. 400 kalori içeren bir dondurma külahı ise on dakikaya kalmadan midenizde olur.&lt;br /&gt;9. İçinizden çılgınca yemek yemek geliyorsa, size kendinizi iyi hissettiren müzikler dinleyin. Araştırmacılar müziğin beyindeki, en sevilen yiyeceği yemenin etkilediği merkezi harekete geçirdiğini belirtiyorlar.&lt;br /&gt;10. Yeşil çay için. İsviçre Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmanın sonuçlarına göre, yeşil çay içmek vücudun yaktığı kalori miktarını artırıyor. Günde üç fincan içmeye çalışın.&lt;br /&gt;11. Yediğiniz şeye yoğunlaşın. TV izlerken, bir şeyler okurken, ders çalışırken ya da e-mail’lerinizi yanıtlarken yiyecekleri gözden uzak tutun.&lt;br /&gt;12. Dışarı çıkın. Günde en az yirmi dakikayı dışarıda oturarak ya da yürüyerek geçirin. Güneş ışığı içinizdeki yeme istediğini kontrol etmenize yardımcı olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-2528923076627669761?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/2528923076627669761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=2528923076627669761' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/2528923076627669761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/2528923076627669761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/07/zayflamann-12-basit-kural.html' title='Zayıflamanın 12 basit kuralı'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-5988010999584035802</id><published>2007-07-16T11:53:00.000-07:00</published><updated>2007-07-16T11:54:17.595-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayvanlar Alemi'/><title type='text'>Hayvanların en zekisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_380J1OLy6LQ/RihiYnG0keI/AAAAAAAAAJs/C_YsTZdFadU/s1600-h/82932.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_380J1OLy6LQ/RihiYnG0keI/AAAAAAAAAJs/C_YsTZdFadU/s320/82932.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5055398756677358050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Orangutanlar yağmurdan korunmak için yaprak kullanıp evlerine çatı bile yapıyor...&lt;br /&gt;Bilim insanları karar verdi; en zeki hayvanlar orangutanlar. 25 primat türü üzerinde yapılan araştırma sonucunda tahmin edilenin aksine, insanın en yakın akrabası olan şempanze ve gorilin yerine orangutanlar, öğrenme ve sorunları çözmede en iyi hayvan seçildi. Tartışmalı bulgular, şempanzelerin beyin gücünde insana en yakın hayvan olduğu inancını sarsıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikalı araştırmacılar, orangutanların ve insanların atalarının tahmin edilenden daha yakından ilintili olduğunu ileri sürüyor. Harvard Üniversitesi'nden psikolog James Lee, "Orangutanların insan soyunda önemli bir statüye sahip olduğu görülüyor" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orangutan ve şempanzelerin DNA'-larıyla insan DNA'ları yüzde 96 oranında benzerlik gösteriyor, fakat araştırmalar şempanzelerin daha yakın akraba olduklarını söylüyor. Lee, farklı primat türlerinin zekâsı üzerine yapılan araştırmaları toplamaya karar verdi, ama çalışması için en büyük engeli aşması gerekiyordu: Farklı primat türlerini karşılaştırmak mümkün mü? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Goril zekâsı sanılandan düşük &lt;br /&gt;Genel yargı, farklı türlerin zekâsını karşılaştırmanın anlamsız olduğuydu. Milyonlarca yıl süren ayrı evrim süreçlerinin, türlerin farklı beyinlere sahip olmasına neden olduğu düşünülüyordu. Ancak, Lee primatlarda farklı kuralların işlediğini, nasıl evrimleşirlerse evrimleşsinler, tüm primat beyinlerinin aynı şekilde çalıştığını gördü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;James Lee'nin araştırması, şaşırtıcı sonuçlar getirdi. Daha zeki oldukları tahmin edilen goriller, örümcek maymunların altında yer alırken, çok zeki olduğu düşünülen babunlar, listenin 14'üncü sırasında yer aldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollandalı primatolojist Carel Van Schaik'in çalışması da Lee'yi destekliyor. Borneo Adası'ndaki orangutanları inceleyen Van Schaik, bu hayvanların çeşitli görevleri şempanzelerden daha iyi yapabildiğini gördü. Araştırmacı, orangutanların, yağmurdan korunmak için yaprak kullandıklarını, yuvalarının üstüne su sızdırmaz çatı yaptıklarını, yetişkin orangutanların gençlere alet yapmayı, yemek bulmayı öğrettiklerini ortaya çıkardı. Zeka listesinde, orangutanları, şempanze, örümcek maymunu, langur ve makak maymunu takip ediyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-5988010999584035802?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/5988010999584035802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=5988010999584035802' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/5988010999584035802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/5988010999584035802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/07/hayvanlarn-en-zekisi.html' title='Hayvanların en zekisi'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_380J1OLy6LQ/RihiYnG0keI/AAAAAAAAAJs/C_YsTZdFadU/s72-c/82932.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-4126031608665955257</id><published>2007-06-30T23:24:00.000-07:00</published><updated>2007-07-11T13:29:17.120-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Animasyon'/><title type='text'>Animasyon gösterisi..</title><content type='html'>&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;OBJECT height=350 width=425&gt;&lt;PARAM NAME="movie" VALUE="http://www.youtube.com/v/qo1d6ttbAq8"&gt;&lt;PARAM NAME="wmode" VALUE="transparent"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;embed src="http://www.youtube.com/v/qo1d6ttbAq8" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/OBJECT&gt;&lt;/P&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-4126031608665955257?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/4126031608665955257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=4126031608665955257' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/4126031608665955257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/4126031608665955257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/06/animasyon-gsterisi.html' title='Animasyon gösterisi..'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-1910971506797151999</id><published>2007-06-30T23:01:00.000-07:00</published><updated>2007-06-30T23:03:42.241-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilgisayar'/><title type='text'>İnternette güvenlik kuralları neler..?</title><content type='html'>Son yılların en önemli sorunlarından biri de sanal dünyada yaşanan güvenlik sorunları. Bir çok bilim adamı, İnternet üzerinde ve web sitelerinde güvenlik nasıl sağlanabilir? Bunun cevabını arıyor ve çözümler üretiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternetin hayatımıza ne kadar dahil ve de müdahil olduğunu artık herkes kabul ediyor olmalı. Evet, çoğunlukla bize zaman kazandırıyor, istediğimiz bilgilere anında ulaşmamızı sağlıyor. Özellikle bankalarda kuyruklarda bekleme çilesini neredeyse yüzde 90 oranında azalttı. Çünkü size verilen müşteri numarası ve aldığınız şifrelerle girdiğiniz sanal bankada dilediğiniz banka işlemlerini yapabiliyorsunuz. Bu kimi zaman bir fatura ödemesi kimi zaman da yatırım yapmak şeklinde olabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kimi zaman da bir alışveriş sitesinde dilediğiniz ürünün sahibi olmak için kredi kartı numaranızı kullanmanız gerekebiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet üzerinde yapılabilen işlemlerin bunlarla sınırlı olduğu tabii ki düşünülemez. Hayatımızın bir çok alanına giren internet üzerine biraz oturup kafa yormak gerekiyor. Neden mi? Çünkü bir çok yöntemi kullanarak kişilerin şifrelerini ele geçiren hackerlar büyük bir ustalıkla hesapların içini boşaltabiliyorlar. Uzmanlar bu konuda gerek firmaları gerekse kişileri dikkatli olmaya çağırıyor. &lt;br /&gt;Kurduğu internet sitesi mezun.com ile büyük bir gruba dönüşen Mezun Group Ceo'su Ali Hantal ile internette güvenlik üzerine konuştuk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet üzerinde hacker'ların en çok kullandıkları yöntemler neler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hackerlar genellikle bilgisayar sistemlerindeki açıklardan faydalanmaya çalışıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu açıkları kullanırken "trojan" adı verilen programları devreye sokuyorlar. Hackerlar trojan ve benzeri programlarla, kullanıcıların bilgisayarlarını ele geçirerek, istedikleri işlemi yapabiliyorlar. Bu tehlikeden korunmanın en hızlı ve verimli yolu ise her zaman güncellenen bir antivirus programı ve spyware(casus yazılım önleyici) kullanmak olabiliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu programların yanında ayrıca kullanıcıların gizli bilgilerini ele geçirmek için "phishing" denilen yöntemi de kullanabiliyorlar. Bu yöntemde hackerlar ilk önce çok kullanılan ve güvenilir bir kurumun (banka veya e-ticaret sitesinin) sahte websitesini oluşturuyor ve bu sitede çeşitli bilgi güncelleme formları yaratıyorlar. Sonra bu bilinen ve güvenilir kurumdan gelmiş gibi görünen sahte bir maili internetten topladıkları mail adreslerine gönderiyorler. Burada amaçlanan bu kurumla iletişimde olan üyelere/kullanıcılara ulaşma oluyor. Zaten bu sebeple bu yönteme balıkçılık yapmak anlamına gelen "phishing" deniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde kandırılan kullanıcılar güvendikleri bir kurumdan geldiğini düşündükleri bu maildeki linke tıklayarak sahte sitedeki sahte formları dolduruyor, bilgilerini güncellemek suretiyle tüm kişisel bilgilerini hackerlara kendi elleriyle ulaştırıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yöntemden korunmak için bir çok e-ticaret sitesi ve banka hiç bir mailde link göndermediklerini ve göndermeyeceklerini açıklıyor sürekli olarak. Ayrıca yine bir çok kurum "sitekey" denilen yöntemle her log-in öncesinde sadece kişinin bildiği bir resmi kişiye gostererek bizzat kullanıcıya dogru sitede oldugunu onaylama şansı tanımayı seçiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda kullanıcılara düşen görev bu tip kişisel bilgilerini paylaştığı sitelere her zaman kullandıkları web site adreslerini kullanarak ulaşmaları ve sitekey'lere dikkat etmeleri olabilir. Bir diğer kullanılan yöntem de kullanıcıların bilgisayarlarında yazdıkları her türlü bilginin key logger adı verilen programlar sayesinde hackerlara gonderilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet bankacılığının böylesine yaygınlaştığı günümüzde hacker'ların şifrelere ve parolalara ulaşma yolu kesin olarak engellenebilir mi? Ya da başka bir deyişle nasıl engellenebilir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunun cevabını hem kurum hem de kullanıcılar tarafindan yapılabilecekler olarak ikiye ayırmak mümkün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurum , kullanıcıların giriş yaptığı sunucularda sürekli olarak güvenlik kontrollerini yapmalı ve bu sunucuları mutlaka bir firewall ile koruma altına almaı, sitekey kullanmalı ve kullanıcılarını "phishing" gibi yöntemler konusunda ve güvenlik konuları hakkında her zaman bilgilendirmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanicilar ise özellikle şifre seçimlerinde tahmin edilmesi kolay olmayan (doğum tarihi , isim-soyisim gibi) şifreler seçmelidir. Bu şifrelerin alfanumerik olması yani hem rakam hem de harflerden oluşması şifrelerin tahmin edilmesini zorlaştıracaktır. Ayrıca kullanıcılar internet bankacılığına giriş yaptığı bilgisayarın herkesin kullanımına açık bir bilgisayar olmamasına ve kullandığı bilgisayarda antivirus ve firewall yazılımlarının güncel halleriyle yüklü olmasina dikkat etmeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternette alışverişin yaygınlaşması bu alanda kredi kartı kullanımını da bir riskli hale getiriyor. Bu alandaki riskler ve nasıl üstesinden gelinebileceği konusunda bilgi verebilir misiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda kullanıcılara çok önemli bir iş düşüyor. Şu anda internet dünyasında hangi kurum veya kişi tarafından sahip olunduğu bilinmeyen ve kredi kartı bilgisi toplayarak satış yaptığını soyleyen binlerce websitesi mevcut. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanıcıların kredi kartı gibi önemli bilgilerini bir site ile paylaşmadan önce kesinlikle sitenin sahibi olan kurum veya kişileri araştırmaları gerekir. Eger site bilenen bir kuruma ait ise, yapılması gereken ikinci kontrol ise websitesinde SSL (Secure Socket Layer) güvenlik sertifikalarının kullanıldığından emin olmaktır. Bu sertifikalar tüm dunyada geçerlidir ve görevleri kişisel bilgilerinizin bilgisayarınızdan alışveriş yaptığınız firmanın sunucusuna gidene kadar internet ortamında korunmasını sağlamaktır. Bu sertifikaları kullanan siteler web sitelerinde en yaygın kullanılan güvenlik sertifikalarının logolarını bulundururlar. Bu şirketler arasında en çok kullanılanları Verisign ve Thawte'dir. Browser'ınızın altında beliren ufak sarı bir kilit işareti de güvenlik sertifikasının kullanıldığını gösteren bir işarettir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virüs gönderilen e-mail adresleri kesin olarak tehlike altında mıdır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönderilen her virüsün amacı bilgisayarınızı ele geçirmek olmasa da bunun dışında başka zararları da vardır. Eğer virüs gönderilen e-mail adresleri korumasız bir durumda bulunuyorlarsa (kullanılan bilgisayarda antivirus programi ve firewall yüklü degilse) virüs tehlikesi var demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yazılımın güvenlik anlamında riski azaltmasının yöntemi ne olabilir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antivirus , spyware ve firewall gibi güvenlik sağlayan yazılımlar ile bilgisayarlarımızdaki riski azaltabiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kablosuz internete bağlanılabilien alanlar kredi kartı kullanımı ya da internet şubesine girmek açısından kesinlikle riskli midir bu risk minimize edilebilir mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kablosuz internete bağlanılan ortamlar kredi kartı kullanımı veya internet bankacılığı için riskli ortamlardır. Kullanıcılar kendi bilgisayarlarını koruma altına almış olsalar bile , kullanılan bilginin iletimi kablosuz bir ortamda olduğundan dolayı aynı kablosuz ortamı kullanan bir hackerin bu iletilen bilgileri yakalama olasılığı bulunuyor. Kablosuz internet ortamı bir özel kurum veya kişiye ait ise ve özel bir şifre (WEP, WAP vb.) ile korunuyorsa internet ortamı daha güvenli olabilir. Eğer kendi evinizde kablosuz ortamda internete bağlanmak isterseniz sadece sizin bildiginiz bir şifreleme ve erişim kontrolü yapılarak sadece sizin izin verdiğiniz bilgisayarların network'e bağlanmasına izin verme yolu ile guvenli bir kablosuz ortamı yaratmanızı öneririz.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'da birçok İnternet Güvenlik Şirketinin ve sertifikalı Etikal Hacker'lar (Certified Ethical Hackers) bulundurduğu söyleniyor. Türkiye için ne önerirsiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de bilginin güvenliğine verilen önem son yıllarda artmaya başladı. Özellikle bilginin para ile eşdeger olduğu günümüzde bilginin korunması adına firmaların teknik departmanlarında guvenlik üzerine yetişmiş personel bulundurması veya bu hizmeti outsource ederek bir guvenlik danışmanlık şirketinden almaları doğru bir hareket olacaktır. Bu gelişmeleri takiben ülkemizde de CEH (Certified Ethical Hacker-Iyi Huylu Hacker) kurslarının açılması da sevindirici.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-1910971506797151999?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/1910971506797151999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=1910971506797151999' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/1910971506797151999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/1910971506797151999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/06/internette-gvenlik-kurallar-neler.html' title='İnternette güvenlik kuralları neler..?'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-6057219121086692090</id><published>2007-05-28T03:52:00.000-07:00</published><updated>2007-05-28T03:54:11.433-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaşam'/><title type='text'>Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?</title><content type='html'>Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir.&lt;br /&gt;    Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır. &lt;br /&gt;   Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-6057219121086692090?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/6057219121086692090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=6057219121086692090' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/6057219121086692090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/6057219121086692090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/05/inlilerin-gzleri-niin-ekiktir.html' title='Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-785226077987125568</id><published>2007-05-21T00:37:00.000-07:00</published><updated>2007-05-21T00:38:45.648-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>Google Earth'ten sırlar</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_380J1OLy6LQ/RiPSKLynzjI/AAAAAAAAAIU/JB6qrdOFExg/s1600-h/erarh.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5054114279245467186" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_380J1OLy6LQ/RiPSKLynzjI/AAAAAAAAAIU/JB6qrdOFExg/s320/erarh.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünya'da göremediğimiz birçok şey olduğunu biliyoruz. Peki ya, Dünya'nın neresinde olursak olalım göremeyeceğimiz veya farkedemeyeceğiz şeyler hakkında ne biliyoruz ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Google Earth'ten görüntülerin olduğu bu video Dünya'da var olan ve görülünce insanı şaşkına çeviren manzaraları gösteriyor.&lt;br /&gt;Tarlalarda işçilerin oluşturduğu şekillerden, doğanın oluşturduğu insan silüetlerine ve kul yapısı olduğu halde yeryüzünden kolay kolay anlaşılmayan şekillere kadar insanı şaşkına çeviren ve hatta tüylerini ürperten bu görüntüleri izlemek için TIKLAYIN!http://video.superonline.com/detail.php?pageNum_content=0&amp;totalPages_content=138&amp;amp;ccid=1&amp;ssid=13&amp;amp;id=1587&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-785226077987125568?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/785226077987125568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=785226077987125568' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/785226077987125568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/785226077987125568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/05/google-earthten-srlar.html' title='Google Earth&apos;ten sırlar'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_380J1OLy6LQ/RiPSKLynzjI/AAAAAAAAAIU/JB6qrdOFExg/s72-c/erarh.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-921615049164828619</id><published>2007-05-03T03:45:00.000-07:00</published><updated>2007-05-03T03:49:33.482-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Turizm'/><title type='text'>The History of Municipal</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_X0lUjzcy4fM/Rjm9z26Ok8I/AAAAAAAAAA8/-PYfi2RlMIU/s1600-h/tarihce2vvvvvvvvvvvv.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5060284354938180546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 490px; CURSOR: hand; HEIGHT: 84px; TEXT-ALIGN: center" height="81" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_X0lUjzcy4fM/Rjm9z26Ok8I/AAAAAAAAAA8/-PYfi2RlMIU/s320/tarihce2vvvvvvvvvvvv.jpg" width="417" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;The history of governing the city&lt;br /&gt;There was not any municipality organization in year 1864. By conforming the order of province regulation issued by the Ottoman Government in year 1864, Antalya mayor ship (municipality) was established.&lt;br /&gt;The most important duty of the municipality at that time was to perform the cleaning of the city and carrying out the maintenance of the roads within Antalya and arrangement of the environment when there was money.In this period, Antalya municipality attempted to perform the development works besides cleaning of the city. By the maintenance of the channels that bring water from the Duden creek and the road that goes to Antalya quay has been arranged for enabling the carts to go up and down. In year 1915 a clock tower was built on the pentagon tower at the east side of Kalekapısı.&lt;br /&gt;The period of republic Undertaking of duties in today’s municipality meaning of Antalya municipality starts with the period of republic. The first mayor after the republic is Seremetzade Zeki Bey.&lt;br /&gt;The municipality election held on 7-18 October 1930 was won by Husnu Bey of CHF( Republican People Party). During this period Kalekapısı became a shopping centre.&lt;br /&gt;During the period of Lutfi Gokceoglu who became mayor in 1934, Antalya undergone large scaled development activities. Especially determination of new places for animal and grain markets gave a very contemporary appearance to the city.In year 1936” sanitary municipal police regulation “was prepared.&lt;br /&gt;In years 1941-43 Karalioglu and Hatay parks were constructed. A modern slaughterhouse and ice factory was established. New public markets, public toilettes and modern municipality bakeries were opened.Dr Burhanettin Onat which acted as a mayor in years 1943-1947, made many attempts to introduce Antalya in foreign countries from the point of tourism.For the name of municipality, in 1947-1962 periods no development was established in Antalya and the existing structures could not be preserved.&lt;br /&gt;During the period of Dr Avni Tolunay who was selected twice as a mayor between years 1963-73, the city of Antalya was rescued from unpaved roads and even the smallest streets were covered with concrete. He made great initiatives for introducing Antalya inside the country and in abroad.He has taken the Antalya festival among the municipality activities that was being performed by Antalya tourism association until that day and in year 1964; by adding the international Film Contest he established the presentation of Antalya from this point.  By adding up the marriage of three German couples each year and collective circumcision activities into the festival program he integrated with the people.&lt;br /&gt;Attorney. Selahhtin Tonguc which was selected twice as a mayor in a row between years 1973-80, has looked surprisingly good with artistic activities. By the new development plans; large boulevards and streets were opened and the city of Antalya started to prepare for the years of 2000.After 12 September 1980 until 1984 that the first elections were held, 4 different mayors were appointed to Antalya.&lt;br /&gt;After year 1984 in order Yener Ulusoy ( 1984-87) and Metin Kasapoglu ( 1987-89) was elected as maoyor.During the period of attorney Hasan Subası which was elected as mayor in 1989 Muratpasa, Kepez and Konyaaltı municipalities were established and the city was transformed into” metropolitan municipality “. By wining the election held in 1994, Hasan Subası has remained on duty until year 1999.&lt;br /&gt;In  the period of 1999-2004, Dr Bekir Kumbul was in office. At the general elections held on 28 March 2004 Menderes Turel that has taken % 34.77 of the votes was elected as the Antalya Metropolitan Municipality mayor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-921615049164828619?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/921615049164828619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=921615049164828619' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/921615049164828619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/921615049164828619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/05/history-of-municipal.html' title='The History of Municipal'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_X0lUjzcy4fM/Rjm9z26Ok8I/AAAAAAAAAA8/-PYfi2RlMIU/s72-c/tarihce2vvvvvvvvvvvv.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-6793264639965500804</id><published>2007-05-03T03:12:00.000-07:00</published><updated>2007-05-03T03:19:46.353-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarım'/><title type='text'>Seracılık</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_X0lUjzcy4fM/Rjm25m6Ok6I/AAAAAAAAAAs/F0ck2xsKlkY/s1600-h/domser.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5060276757141033890" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_X0lUjzcy4fM/Rjm25m6Ok6I/AAAAAAAAAAs/F0ck2xsKlkY/s320/domser.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Türkiye’de örtüaltı yetiştiricilik faaliyetleri sebze yetiştiriciliğinde yoğunlaşmıştır. Toplam örtüaltı yetiştiriciliğin %95’ini sebze, %5’ini ise, meyve ve süs bitkileri yetiştiriciliği oluşturmaktadır. Örtüaltı üretimde domates, hıyar, biber, patlıcan, kavun, karpuz ve kabak en çok yetiştirilen sebzelerdir. Seraların yaklaşık yarısına yakınında ise, domates yetiştirilmektedir. Örtüaltında sebze yetiştiriciliği ürünlerin tarlada yetiştirildiği dönemler dışında yoğunlaşması nedeni ile karlı bir faaliyet olmakla birlikte, özellikle serada üretimin yüksek maliyetli olması ve teknik bilgiye dayalı üretim yapılması zorunluluğu ile daha fazla bilgi ve sermaye gerektiren bir yetiştirme sistemidir.&lt;br /&gt;Türkiye’de örtü altı tarımın %87’si Akdeniz Bölgesi’nde yapılmaktadır. Toplam örtüaltı alanların %14’ünü cam sera, %34,7’sini plastik sera, %11,6’sını yüksek tünel ve %39,7’sini alçak tünel oluşturmaktadır. Akdeniz Bölgesi’ndeki örtüaltı alanların %39’u Antalya, %30,7’si Adana, %25’i İçel ve %4,9’u Hatay’dadır.&lt;br /&gt;Örtüaltında yetiştirilen ürünlerin başında domates gelmektedir. Türkiye’nin 2001 yılı örtü altı domates üretimi 2000 yılına göre 42.523 ton artarak 1,4 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Ekim alanlarında ise 3.487 dekar artış olmuştur. Örtü altı domates yetiştiriciliğinde cam sera ve plastik sera toplam örtü altı üretimde ekim alanının %91’ini ve üretimin %93’ünü oluşturmaktadır. Toplam örtüaltı sebze üretimin %38’ini domates, %26’sını hıyar, %14’ünü karpuz, %6’sını patlıcan, %5’ini sivri biber, %2’sini dolmalık biber, %4’ünü kabak ve %2’sini kavun üretimi oluşturmaktadır. Türkiye’nin domates üretiminin yaklaşık %15’i örtüaltı yetiştiricilik ile üretilmektedir.&lt;br /&gt;Türkiye’de örtüaltı sebze yetiştiriciliği 1997- 2001 yılları arasında 40.000 hektardan 47.000 hektara çıkmıştır. Söz konusu yıllar içinde en yüksek ekim alanı 48.000 hektar ile 1999 yılında gerçekleşmiştir. Aynı yıllarda toplam örtüaltı üretim ise, 2,6 milyon tondan 3,6 milyon ton’a çıkmıştır. Ekim alanlarının yaklaşık %26-30’unu domates, %23-32’sini karpuz, %13-18’ini hıyar oluşturmaktadır. Aynı yıllar arasında domates ve hıyar ekimi artış gösterirken karpuzda azalma görülmektedir. Örtüaltında yetiştirilen diğer önemli sebzeler ise; kavun, patlıcan, kabak(sakız), biber ve fasulyedir. Toplam örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde son 5 yılda ekim alanlarında %18, üretimde ise, yaklaşık %37 oranında artış olmuştur.   Seracılık faaliyetlerinin genel yapısını belirleyen ana faktör, ülkelerin iklim özellikleridir. Bu nedenle, Ekim - Mayıs ayları arasında Türkiye’nin taze domates ihracatı, 2000 yılında 53.000 ton, 2001 yılında 84.000 ton ve 2002 yılında ise 96.000 ton olmuştur. Önemli diğer sebzelerin 2000 ve 2001 yıllarındaki ihracat miktarları ise, hıyarda 3.000 ton ve 10.800 ton, çarliston biberde 4.400 ton ve 7.057 ton, sivri biberde 7.130 ton ve 6.300 ton ve dolma biberde 2.900 ton ve 3.900 ton olmuştur.&lt;br /&gt;Antalya seracılığın en çok yapıldığı il olarak öne çıkıyor&lt;br /&gt;Antalya’daki seralarda üretilen ürünlerin ortalama yüzde 5'i yurtdışına ihraç ediliyor. Narenciye üretiminin ise yüzde 20'si ihraç ediliyor. Halen 1 milyar dolar seviyesinde olan bu ihracatın yakın bir gelecekte ikiye hatta üçe katlanabileceği belirtiliyor.&lt;br /&gt;Kente yön verenler, turizmde yürütülen çalışmalara ek olarak, seracılığa yönelik de bazı çalışmalar başlattı. Örneğin, meteoroloji yetkilileri ile birlikte yürütülen bir çalışmayla. Antalya'nın seracılıkta risk haritasının ortaya çıkarılması hedefleniyor. Bu çalışmanın da özellikle yeni yatırımcılara yol göstermek amacıyla hazırlanacağı belirtiliyor.&lt;br /&gt;Öte yandan, Antalya'da 2005'de devreye girmesi beklenen doğalgazın başta seracılık olmak üzere birçok alanda ciddi bir hareketlilik getirmesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde Antalya'da, yerli ve yabancı yatırımcıların yeni yatırımlar gerçekleştireceği belirtiliyor.&lt;br /&gt;İklim açısından turfanda sebze ve kesme çiçek seracılığına uygun araziye sahip olan Antalya'da yıl boyunca üretim yapılabiliyor. Seracılık için hayati önem taşıyan su açısından sorun yaşanmıyor. Bölge, yağış oranı bakımından Akdeniz'in en iyisi ve sebze, çiçek üretimine yatkın yeterli ve ucuz işgücüne sahip.&lt;br /&gt;Balkanlar, Doğu Avrupa ve Rusya'ya gibi yakın bölgelerin Antalya'dan sebze ve çiçek talebi artıyor. Modern seracılığa uygun bölgede havayolu ulaşımı, haberleşme ve lojistik açısından gelişmiş bir altyapı bulunuyor. Yabancı yatırımcı ve teknik eleman açısından bölgedeki sosyal imkanlar ihtiyacı karşılayacak düzeyde. Bu gibi etkenlerden dolayı Antalya'da seracılığa ilgi ve buna paralel olarak yatırımlar artıyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-6793264639965500804?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/6793264639965500804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=6793264639965500804' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/6793264639965500804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/6793264639965500804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/05/seraclk.html' title='Seracılık'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_X0lUjzcy4fM/Rjm25m6Ok6I/AAAAAAAAAAs/F0ck2xsKlkY/s72-c/domser.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-1896864548229442521</id><published>2007-05-01T03:31:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T03:32:18.512-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Teknoloji'/><title type='text'>Bilgisayar Nasıl Bozulur?</title><content type='html'>Bilgisayarınızı, direkt güneş ışığı alabilecek bir yerde kullanın. Yakınlarda kalorifer veya benzeri bir ısıtma cihazı da bulunursa iyi olur. Ortamın nemli olması, olaya ayrı bir anlam katacaktır. Bilgisayarınız kilitlendiği zaman, reset tuşuyla filan uğraşmayın. Power tuşuyla kapatın ve birkaç saniye bile geçmeden hemen açın. [Only Registered Users Can See Links] Elektrikler kesildiğinde, bilgisayarınızı kapatmayın. Elektrik geldiğinde yaşanacak ani voltaj değişiminin, monitörünüzde oluşturacağı görüntü ile sabit diskinizden gelecek garip seslerin senfonik uyumu size ilginç bile gelebilir. Bilgisayar masanızı sabitlemeyin. Böylece her tuşa bastığınızda sallanan bilgisayar, size interaktif bir his verecektir. Bilgisayarınızın kasasını, havalandırma delikleri kapanacak şekilde bir duvara yaslayın. Böylece işlemcinizin soğuması için gereken hava dolaşımını ve ısı kaybını önleyebilir, bilgisayarınızla sıcak ilişkiler kurabilirsiniz. Bilgisayar monitörünüzde sabit bir görüntüyü saatlerce tutun. Böylece, monitörünüzün fosfor tabakasında oluşacak zedelenme sonucu, monitorünüz kapalı iken bile o görüntünün siluetini görebilirsiniz. [Only Registered Users Can See Links])) Bilgisayarınızın fişini topraksız bir prize takın. Aynı prizden diğer elektronik cihazların da güç sağlaması, bilgisayarınıza giden akımda hoş değişiklikler yapacaktır. [Only Registered Users Can See Links]) Küçük kardesinizin veya çocuğunuzun bilgisayarınızın disket sürücüsüne bozuk para ve benzeri şeyleri sokmasına aldırmayın. Bilgisayarınızın içinde birikecek bozuk paralar, ona tasarruf alışkanlığı, bilgisayar tamircinize de para kazandıracaktır. [Only Registered Users Can See Links])) Eğer modem kartı, ses kartı ve benzeri kartları çok sık takip çıkartıyorsanız, her seferinde bilgisayarınızın kasasındaki o vidaları açmak büyük dert haline gelebilir. [Only Registered Users Can See Links]) Hele bir de yildiz tornavidaniz yoksa, bu iş bir eziyet halini alabilir. Bu kadar uğrasacağınıza, birakın bilgisayarınızın kasası sürekli açık kalsın. Annenize de söyleyin, sehpanın tozunu alırken bilgisayarınızın devrelerine de bir el atsın. [Only Registered Users Can See Links]))))) Tüm bunlari yaptığınız halde, bilgisayarınız hala çalışmakta ısrar ediyorsa, en etkili ve son çare olarak kaldiırıp pencereden atabilirsiniz. [Only Registered Users Can See Links])))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-1896864548229442521?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/1896864548229442521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=1896864548229442521' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/1896864548229442521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/1896864548229442521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/05/bilgisayar-nasl-bozulur.html' title='Bilgisayar Nasıl Bozulur?'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3293097905331899553.post-869524376705995535</id><published>2007-05-01T02:04:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T02:10:04.920-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Coğrafya'/><title type='text'>Antalya Elmalı</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_X0lUjzcy4fM/RjcDUW6Ok3I/AAAAAAAAAAU/c13qfghg-lQ/s1600-h/elmali.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059516354656113522" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_X0lUjzcy4fM/RjcDUW6Ok3I/AAAAAAAAAAU/c13qfghg-lQ/s320/elmali.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;    Elmalı ilçesi, &lt;a class="new" title="Güney Anadolu" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=G%C3%BCney_Anadolu&amp;action=edit"&gt;Güney Anadolu&lt;/a&gt;’yu kapsayan &lt;a title="Toros Dağları" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Toros_Da%C4%9Flar%C4%B1"&gt;Toros Dağları&lt;/a&gt;'nın Batı &lt;a title="Akdeniz Bölgesi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Akdeniz_B%C3%B6lgesi"&gt;Akdeniz Bölgesi&lt;/a&gt;'nde uzanan kıvrımları arasına sıkışmış çanak şeklindeki bir &lt;a title="Plato" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Plato"&gt;plato&lt;/a&gt; üzerinde kutulmuştur. Kuzey yarımküre 46-46 doğu meridyen düzleminde ve 2503 m yüksekliğe varan &lt;a class="new" title="Elmalı Dağı" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Elmal%C4%B1_Da%C4%9F%C4%B1&amp;amp;action=edit"&gt;Elmalı Dağı&lt;/a&gt;'nın güney eteğindedir.&lt;br /&gt;Elmalı, &lt;a title="Toros Dağları" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Toros_Da%C4%9Flar%C4%B1"&gt;Toros Dağları&lt;/a&gt;'nın bir kolu olan &lt;a title="Beydağları" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Beyda%C4%9Flar%C4%B1"&gt;Beydağları&lt;/a&gt; ile çevrili olup, şehir merkezinin bulunduğu yer adeta bir çanağı andırır. Bu çanak içinde ilçenin kuzeyinde Elmalı Dağı, doğusunda Tilkicilik Tepesi, batısında Topdağı Tepesi, güneyinde de Elmalı Ovası yer almaktadır.&lt;br /&gt;Akarsuları düzenli bir rejim göstermez. Dağların eriyen karlarından oluşan çay ve dereler yukarıda belirtilen ovaların bazı yerlerin sulanmasında önemli rol oynar. &lt;a title="Akdeniz Bölgesi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Akdeniz_B%C3%B6lgesi"&gt;Akdeniz Bölgesi&lt;/a&gt;'nde olmasına rağmen ilçede &lt;a title="Akdeniz İklimi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Akdeniz_%C4%B0klimi"&gt;Akdeniz İklimi&lt;/a&gt; değil, &lt;a class="new" title="Karasal İklim" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Karasal_%C4%B0klim&amp;action=edit"&gt;Karasal İklim&lt;/a&gt; hüküm sürer.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;   Elmalı ilçesinin tarihi M.Ö. 5. - 4. yüzyıllarda bölgede yaşayan &lt;a class="new" title="Likyalı" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Likyal%C4%B1&amp;action=edit"&gt;Likyalı&lt;/a&gt;'lar ile başlar. Bölge, &lt;a title="Roma İmparatorluğu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Roma_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu"&gt;Roma İmparatorluğu&lt;/a&gt;'nun, &lt;a title="Bizans İmparatorluğu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bizans_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu"&gt;Bizans İmparatorluğu&lt;/a&gt;, &lt;a title="Selçuklu Devleti" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sel%C3%A7uklu_Devleti"&gt;Selçuklu Devleti&lt;/a&gt;'nin, &lt;a class="new" title="Teke Beyliği" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Teke_Beyli%C4%9Fi&amp;amp;action=edit"&gt;Teke Beyliği&lt;/a&gt;'nin, &lt;a title="Osmanlı İmparatorluğu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu"&gt;Osmanlı İmparatorluğu&lt;/a&gt;'nun yönetiminde kalmıştır.&lt;br /&gt;Elmalı, &lt;a title="Likya" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Likya"&gt;Likya&lt;/a&gt;'nın kuzeyine temsil eden önemli şehirlerden biridir. İlçe çeşitli medeniyetler ile iç içe yaşamış bir yöredir. Bunları sırasına göre tesbit etmek günümüz için imkansızdır.&lt;br /&gt;&lt;a title="Yıldırım Beyazıt" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m_Beyaz%C4%B1t"&gt;Yıldırım Beyazıt&lt;/a&gt; zamanında Osmanlı idaresine geçen Elmalı, Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında Anadolu Eyaletine bağlı Teke Livasının merkezi ve Teke Paşalarının ikametgahı olmuştur. İdare merkezinin Antalya'ya nakledilmesi üzerine Elmalı kaza haline gelmiştir. İlçe sıra ile "Kabalı, Emelas, Elmalı" gibi isimlerle anılmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3293097905331899553-869524376705995535?l=cevdet07.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://cevdet07.blogspot.com/feeds/869524376705995535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3293097905331899553&amp;postID=869524376705995535' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/869524376705995535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3293097905331899553/posts/default/869524376705995535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://cevdet07.blogspot.com/2007/05/blog-post.html' title='Antalya Elmalı'/><author><name>cevdet</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07406459611998387978</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_X0lUjzcy4fM/RjcDUW6Ok3I/AAAAAAAAAAU/c13qfghg-lQ/s72-c/elmali.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
