28 Mayıs 2007 Pazartesi

Çinlilerin gözleri niçin çekiktir?

Yalnız çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların, japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit kar gözlüğü gibi gelişmiştir.
Çinde ve öteki bölgelerde her ne kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu engellemek için daralmıştır.
Ciltleri de koruma amaçlı olarak yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz kapaklı, demek daha doğrudur.

21 Mayıs 2007 Pazartesi

Google Earth'ten sırlar


Dünya'da göremediğimiz birçok şey olduğunu biliyoruz. Peki ya, Dünya'nın neresinde olursak olalım göremeyeceğimiz veya farkedemeyeceğiz şeyler hakkında ne biliyoruz ?

Google Earth'ten görüntülerin olduğu bu video Dünya'da var olan ve görülünce insanı şaşkına çeviren manzaraları gösteriyor.
Tarlalarda işçilerin oluşturduğu şekillerden, doğanın oluşturduğu insan silüetlerine ve kul yapısı olduğu halde yeryüzünden kolay kolay anlaşılmayan şekillere kadar insanı şaşkına çeviren ve hatta tüylerini ürperten bu görüntüleri izlemek için TIKLAYIN!http://video.superonline.com/detail.php?pageNum_content=0&totalPages_content=138&ccid=1&ssid=13&id=1587

3 Mayıs 2007 Perşembe

The History of Municipal


The history of governing the city
There was not any municipality organization in year 1864. By conforming the order of province regulation issued by the Ottoman Government in year 1864, Antalya mayor ship (municipality) was established.
The most important duty of the municipality at that time was to perform the cleaning of the city and carrying out the maintenance of the roads within Antalya and arrangement of the environment when there was money.In this period, Antalya municipality attempted to perform the development works besides cleaning of the city. By the maintenance of the channels that bring water from the Duden creek and the road that goes to Antalya quay has been arranged for enabling the carts to go up and down. In year 1915 a clock tower was built on the pentagon tower at the east side of Kalekapısı.
The period of republic Undertaking of duties in today’s municipality meaning of Antalya municipality starts with the period of republic. The first mayor after the republic is Seremetzade Zeki Bey.
The municipality election held on 7-18 October 1930 was won by Husnu Bey of CHF( Republican People Party). During this period Kalekapısı became a shopping centre.
During the period of Lutfi Gokceoglu who became mayor in 1934, Antalya undergone large scaled development activities. Especially determination of new places for animal and grain markets gave a very contemporary appearance to the city.In year 1936” sanitary municipal police regulation “was prepared.
In years 1941-43 Karalioglu and Hatay parks were constructed. A modern slaughterhouse and ice factory was established. New public markets, public toilettes and modern municipality bakeries were opened.Dr Burhanettin Onat which acted as a mayor in years 1943-1947, made many attempts to introduce Antalya in foreign countries from the point of tourism.For the name of municipality, in 1947-1962 periods no development was established in Antalya and the existing structures could not be preserved.
During the period of Dr Avni Tolunay who was selected twice as a mayor between years 1963-73, the city of Antalya was rescued from unpaved roads and even the smallest streets were covered with concrete. He made great initiatives for introducing Antalya inside the country and in abroad.He has taken the Antalya festival among the municipality activities that was being performed by Antalya tourism association until that day and in year 1964; by adding the international Film Contest he established the presentation of Antalya from this point. By adding up the marriage of three German couples each year and collective circumcision activities into the festival program he integrated with the people.
Attorney. Selahhtin Tonguc which was selected twice as a mayor in a row between years 1973-80, has looked surprisingly good with artistic activities. By the new development plans; large boulevards and streets were opened and the city of Antalya started to prepare for the years of 2000.After 12 September 1980 until 1984 that the first elections were held, 4 different mayors were appointed to Antalya.
After year 1984 in order Yener Ulusoy ( 1984-87) and Metin Kasapoglu ( 1987-89) was elected as maoyor.During the period of attorney Hasan Subası which was elected as mayor in 1989 Muratpasa, Kepez and Konyaaltı municipalities were established and the city was transformed into” metropolitan municipality “. By wining the election held in 1994, Hasan Subası has remained on duty until year 1999.
In the period of 1999-2004, Dr Bekir Kumbul was in office. At the general elections held on 28 March 2004 Menderes Turel that has taken % 34.77 of the votes was elected as the Antalya Metropolitan Municipality mayor.

Seracılık

Türkiye’de örtüaltı yetiştiricilik faaliyetleri sebze yetiştiriciliğinde yoğunlaşmıştır. Toplam örtüaltı yetiştiriciliğin %95’ini sebze, %5’ini ise, meyve ve süs bitkileri yetiştiriciliği oluşturmaktadır. Örtüaltı üretimde domates, hıyar, biber, patlıcan, kavun, karpuz ve kabak en çok yetiştirilen sebzelerdir. Seraların yaklaşık yarısına yakınında ise, domates yetiştirilmektedir. Örtüaltında sebze yetiştiriciliği ürünlerin tarlada yetiştirildiği dönemler dışında yoğunlaşması nedeni ile karlı bir faaliyet olmakla birlikte, özellikle serada üretimin yüksek maliyetli olması ve teknik bilgiye dayalı üretim yapılması zorunluluğu ile daha fazla bilgi ve sermaye gerektiren bir yetiştirme sistemidir.
Türkiye’de örtü altı tarımın %87’si Akdeniz Bölgesi’nde yapılmaktadır. Toplam örtüaltı alanların %14’ünü cam sera, %34,7’sini plastik sera, %11,6’sını yüksek tünel ve %39,7’sini alçak tünel oluşturmaktadır. Akdeniz Bölgesi’ndeki örtüaltı alanların %39’u Antalya, %30,7’si Adana, %25’i İçel ve %4,9’u Hatay’dadır.
Örtüaltında yetiştirilen ürünlerin başında domates gelmektedir. Türkiye’nin 2001 yılı örtü altı domates üretimi 2000 yılına göre 42.523 ton artarak 1,4 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Ekim alanlarında ise 3.487 dekar artış olmuştur. Örtü altı domates yetiştiriciliğinde cam sera ve plastik sera toplam örtü altı üretimde ekim alanının %91’ini ve üretimin %93’ünü oluşturmaktadır. Toplam örtüaltı sebze üretimin %38’ini domates, %26’sını hıyar, %14’ünü karpuz, %6’sını patlıcan, %5’ini sivri biber, %2’sini dolmalık biber, %4’ünü kabak ve %2’sini kavun üretimi oluşturmaktadır. Türkiye’nin domates üretiminin yaklaşık %15’i örtüaltı yetiştiricilik ile üretilmektedir.
Türkiye’de örtüaltı sebze yetiştiriciliği 1997- 2001 yılları arasında 40.000 hektardan 47.000 hektara çıkmıştır. Söz konusu yıllar içinde en yüksek ekim alanı 48.000 hektar ile 1999 yılında gerçekleşmiştir. Aynı yıllarda toplam örtüaltı üretim ise, 2,6 milyon tondan 3,6 milyon ton’a çıkmıştır. Ekim alanlarının yaklaşık %26-30’unu domates, %23-32’sini karpuz, %13-18’ini hıyar oluşturmaktadır. Aynı yıllar arasında domates ve hıyar ekimi artış gösterirken karpuzda azalma görülmektedir. Örtüaltında yetiştirilen diğer önemli sebzeler ise; kavun, patlıcan, kabak(sakız), biber ve fasulyedir. Toplam örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde son 5 yılda ekim alanlarında %18, üretimde ise, yaklaşık %37 oranında artış olmuştur. Seracılık faaliyetlerinin genel yapısını belirleyen ana faktör, ülkelerin iklim özellikleridir. Bu nedenle, Ekim - Mayıs ayları arasında Türkiye’nin taze domates ihracatı, 2000 yılında 53.000 ton, 2001 yılında 84.000 ton ve 2002 yılında ise 96.000 ton olmuştur. Önemli diğer sebzelerin 2000 ve 2001 yıllarındaki ihracat miktarları ise, hıyarda 3.000 ton ve 10.800 ton, çarliston biberde 4.400 ton ve 7.057 ton, sivri biberde 7.130 ton ve 6.300 ton ve dolma biberde 2.900 ton ve 3.900 ton olmuştur.
Antalya seracılığın en çok yapıldığı il olarak öne çıkıyor
Antalya’daki seralarda üretilen ürünlerin ortalama yüzde 5'i yurtdışına ihraç ediliyor. Narenciye üretiminin ise yüzde 20'si ihraç ediliyor. Halen 1 milyar dolar seviyesinde olan bu ihracatın yakın bir gelecekte ikiye hatta üçe katlanabileceği belirtiliyor.
Kente yön verenler, turizmde yürütülen çalışmalara ek olarak, seracılığa yönelik de bazı çalışmalar başlattı. Örneğin, meteoroloji yetkilileri ile birlikte yürütülen bir çalışmayla. Antalya'nın seracılıkta risk haritasının ortaya çıkarılması hedefleniyor. Bu çalışmanın da özellikle yeni yatırımcılara yol göstermek amacıyla hazırlanacağı belirtiliyor.
Öte yandan, Antalya'da 2005'de devreye girmesi beklenen doğalgazın başta seracılık olmak üzere birçok alanda ciddi bir hareketlilik getirmesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde Antalya'da, yerli ve yabancı yatırımcıların yeni yatırımlar gerçekleştireceği belirtiliyor.
İklim açısından turfanda sebze ve kesme çiçek seracılığına uygun araziye sahip olan Antalya'da yıl boyunca üretim yapılabiliyor. Seracılık için hayati önem taşıyan su açısından sorun yaşanmıyor. Bölge, yağış oranı bakımından Akdeniz'in en iyisi ve sebze, çiçek üretimine yatkın yeterli ve ucuz işgücüne sahip.
Balkanlar, Doğu Avrupa ve Rusya'ya gibi yakın bölgelerin Antalya'dan sebze ve çiçek talebi artıyor. Modern seracılığa uygun bölgede havayolu ulaşımı, haberleşme ve lojistik açısından gelişmiş bir altyapı bulunuyor. Yabancı yatırımcı ve teknik eleman açısından bölgedeki sosyal imkanlar ihtiyacı karşılayacak düzeyde. Bu gibi etkenlerden dolayı Antalya'da seracılığa ilgi ve buna paralel olarak yatırımlar artıyor.

1 Mayıs 2007 Salı

Bilgisayar Nasıl Bozulur?

Bilgisayarınızı, direkt güneş ışığı alabilecek bir yerde kullanın. Yakınlarda kalorifer veya benzeri bir ısıtma cihazı da bulunursa iyi olur. Ortamın nemli olması, olaya ayrı bir anlam katacaktır. Bilgisayarınız kilitlendiği zaman, reset tuşuyla filan uğraşmayın. Power tuşuyla kapatın ve birkaç saniye bile geçmeden hemen açın. [Only Registered Users Can See Links] Elektrikler kesildiğinde, bilgisayarınızı kapatmayın. Elektrik geldiğinde yaşanacak ani voltaj değişiminin, monitörünüzde oluşturacağı görüntü ile sabit diskinizden gelecek garip seslerin senfonik uyumu size ilginç bile gelebilir. Bilgisayar masanızı sabitlemeyin. Böylece her tuşa bastığınızda sallanan bilgisayar, size interaktif bir his verecektir. Bilgisayarınızın kasasını, havalandırma delikleri kapanacak şekilde bir duvara yaslayın. Böylece işlemcinizin soğuması için gereken hava dolaşımını ve ısı kaybını önleyebilir, bilgisayarınızla sıcak ilişkiler kurabilirsiniz. Bilgisayar monitörünüzde sabit bir görüntüyü saatlerce tutun. Böylece, monitörünüzün fosfor tabakasında oluşacak zedelenme sonucu, monitorünüz kapalı iken bile o görüntünün siluetini görebilirsiniz. [Only Registered Users Can See Links])) Bilgisayarınızın fişini topraksız bir prize takın. Aynı prizden diğer elektronik cihazların da güç sağlaması, bilgisayarınıza giden akımda hoş değişiklikler yapacaktır. [Only Registered Users Can See Links]) Küçük kardesinizin veya çocuğunuzun bilgisayarınızın disket sürücüsüne bozuk para ve benzeri şeyleri sokmasına aldırmayın. Bilgisayarınızın içinde birikecek bozuk paralar, ona tasarruf alışkanlığı, bilgisayar tamircinize de para kazandıracaktır. [Only Registered Users Can See Links])) Eğer modem kartı, ses kartı ve benzeri kartları çok sık takip çıkartıyorsanız, her seferinde bilgisayarınızın kasasındaki o vidaları açmak büyük dert haline gelebilir. [Only Registered Users Can See Links]) Hele bir de yildiz tornavidaniz yoksa, bu iş bir eziyet halini alabilir. Bu kadar uğrasacağınıza, birakın bilgisayarınızın kasası sürekli açık kalsın. Annenize de söyleyin, sehpanın tozunu alırken bilgisayarınızın devrelerine de bir el atsın. [Only Registered Users Can See Links]))))) Tüm bunlari yaptığınız halde, bilgisayarınız hala çalışmakta ısrar ediyorsa, en etkili ve son çare olarak kaldiırıp pencereden atabilirsiniz. [Only Registered Users Can See Links])))

Antalya Elmalı


Elmalı ilçesi, Güney Anadolu’yu kapsayan Toros Dağları'nın Batı Akdeniz Bölgesi'nde uzanan kıvrımları arasına sıkışmış çanak şeklindeki bir plato üzerinde kutulmuştur. Kuzey yarımküre 46-46 doğu meridyen düzleminde ve 2503 m yüksekliğe varan Elmalı Dağı'nın güney eteğindedir.
Elmalı, Toros Dağları'nın bir kolu olan Beydağları ile çevrili olup, şehir merkezinin bulunduğu yer adeta bir çanağı andırır. Bu çanak içinde ilçenin kuzeyinde Elmalı Dağı, doğusunda Tilkicilik Tepesi, batısında Topdağı Tepesi, güneyinde de Elmalı Ovası yer almaktadır.
Akarsuları düzenli bir rejim göstermez. Dağların eriyen karlarından oluşan çay ve dereler yukarıda belirtilen ovaların bazı yerlerin sulanmasında önemli rol oynar. Akdeniz Bölgesi'nde olmasına rağmen ilçede Akdeniz İklimi değil, Karasal İklim hüküm sürer.
Elmalı ilçesinin tarihi M.Ö. 5. - 4. yüzyıllarda bölgede yaşayan Likyalı'lar ile başlar. Bölge, Roma İmparatorluğu'nun, Bizans İmparatorluğu, Selçuklu Devleti'nin, Teke Beyliği'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetiminde kalmıştır.
Elmalı, Likya'nın kuzeyine temsil eden önemli şehirlerden biridir. İlçe çeşitli medeniyetler ile iç içe yaşamış bir yöredir. Bunları sırasına göre tesbit etmek günümüz için imkansızdır.
Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı idaresine geçen Elmalı, Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında Anadolu Eyaletine bağlı Teke Livasının merkezi ve Teke Paşalarının ikametgahı olmuştur. İdare merkezinin Antalya'ya nakledilmesi üzerine Elmalı kaza haline gelmiştir. İlçe sıra ile "Kabalı, Emelas, Elmalı" gibi isimlerle anılmıştır.